Ana içeriğe atla

PHUKET (TAYLAND) GEZİ NOTLARI

CENNETTE BİR HAFTA


          Sıra geldi sanırım hayatımızdaki en güzel en özel tatile :) Evlilik telaşından kurtulduğumuzda kendimize büyük bir ödül verelim ve unutulmayacak bir tatil yapalım dedik. Her zaman gidebileceğimiz bir yer olmasın derken sonunda kendimizi Phuket resimlerine bakarken bulduk, hemen ardından da biletlerimizi aldık. 


Artık evlilik için değil tatil için gün saymaya başlamıştık ;) Hevesle bekliyorduk ama valizi bile hazırlayamamıştık ev için koşturmaktan. Cumartesi günü evlendik, pazar günü sabah valiz hazırlayıp akşam uçağıyla Bangkok'a doğru yola çıktık. Dinlenmek için Bangkok'u es geçmeye karar vermiştik. Ağustos 2014 itibariyle iki kişi THY Bangkok gidiş dönüş direkt uçuşa 4167 TL ödedik. Biletlerimizi “skyscanner”dan almıştık. Saat 14:15'te Suvarnabhi havaalanindaydık. Nasıl olduysa hiç rötar yapmayacağımızı düşünüp 2 saat sonrasına Bangkok Airways'ten Phuket'e bilet almıştık. 2 kişi Bangkok-Phuket gidiş dönüş uçak biletine Ağustos 2014 itibariyle 10360 Baht(yaklaşık 840 TL) ödedik. Neyse ki herhangi bir sorun yaşamadan Phuket'e ulaşabildik :)



            Havaalanında hemen yanınıza paket turlar satmaya birileri geliyor, paramızın değerli olmasından dolayı turlar ucuz gelse de Phuket'te aynı turları çok daha ucuza alabilirsiniz. Merkezdeki tur firmalarını gezmeniz faydalı olacaktır. 


           Havaalanından çıktığımızda hava kararmaya başlamıştı ama yine de Phuket'in muhteşemliğini görmemize engel değildi.. İndikten 5 dk sonra bile saat farkının ve uzun uçuşun bizi altüst etmesine rağmen iyiki gelmişiz diyebildik. Otele ulaşım için tercihimiz otelden transfer talep etmekti. Ağustos 2014 itibariyle transfer ücreti 1000 Baht(2 kişi için). Dönüş için de tercihimiz aynı oldu ancak sabaha karşı otelden ayrıldığımız için dönüş ücretimiz 1300 Bahttı. Paramızın değerli olduğu bir kaç ülkende biri Tayland olduğu için hiç düşünmeden para harcayabiliyorsunuz :) Otelimiz Patong Beach'te kendi plajı olan tek oteldi.2 kişi olduğumuz için rahat ederiz diye seçmiştik ama her anlamda mükemmel bir otelle karşılaştık. Erken rezervasyon ile Ağustos 2014 itibariyle iki kişi için gecelik 4500 Baht(yaklaşık 350 TL) ödedik. Rezervasyonu otelin kendi internet sitesinden yaptığım için ekstra masaj da hediye etmişlerdi :) Büyük bir ilgiyle bizi karşılayıp odamıza yerleştirdiler. Muhteşem karşılama elimize tsunami uyarısı vermeleriyle son buldu :) Biraz korktuk ama Türk’e bir şey olmaz diyip tatilimize başladık :) Odanın kapısını açar açmaz muhteşem ferah bir koku karşıladı bizi. Balayı çifti olduğumuzu söylediğimiz için de masaj hediyesinden ve süslü bir odadan faydalanabildik ;) Adresi: 41 Taweewongse Road Patong Beach 83150 Phuket.


           İlk akşamımızda vakit kaybetmemek için hemen valizlerimizi bırakıp kendimizi Patong'un ana caddesi olan Bangla Road'a attık. İnanılmaz hareketli bir caddeydi. Çok fazla turist olması en dikkat çekici özelliğiydi. Tabi dikkat çeken sadece turistler değil Ladyboylardı :):):) Uzaktan asla ladyboy olduğu anlaşılmayan ancak yaklaşıldığında sesleri ve ellerinden farkedilebilen süper güzel kadınlardı!! 


          
  Tüm barlarda güzel dansçılar vardı. Her biri müşteri çekebilmek için (özellikle erkekleri) çok çabalıyordu gerçi çok da çabalamalarına gerek yoktu ama ;) Eşim hemen çok beğendiği kızların olduğu bir barı seçti.. Biralarımızı söyledik ama dansçıların ilgisinden çok da içebildiğimiz söylenemez :):)  Tam çıkmak üzereyken barın üstünde bir çan gördük ne acaba diye düşünürken tüm dansçı kızların yaklaşık 30 euro karşılığında çanı çalan kişiye özel dans ettiklerini öğrendik ama tüm yalvarmalarıma rağmen Serhat'a yaptıramadım :) Yol yorgunluğuyla masaj bile yaptırmadan otelimize döndük..


          İkinci gün tam bir cennete uyanacağımızı bilmiyorduk. Kahvaltı için odamızdan çıktığımızda denize mi şaşırsak, havuza mı şaşırsak, doğaya mı şaşırsak bilemedik.. İnanılmaz meyvelerle dolu waffle, krep, pancake dolu bir kahvaltı bizi bekliyordu. Türkiye’de bile bu kadar güzel kahvaltı ile karşılaşmamıştık. Her ülkeden gelen turistleri düşünerek farklı mutfaklara ait yerel kahvaltılıklar da vardı. Hemen kahvaltımızı edip denize koştuk. Düşük sezonda gittiğimiz için biraz dalga vardı ama yine de dünyanın en güzel deniziydi diyebilirim. Öğlene kadar hiç çıkmadan yüzdük, kum o kadar inceydi ki mayolarımızın içini doldurmuştu :) uzun bir süre temizlemek için uğraştık… Kumlarla savaşı saymazsak denizden çıktığınızda cildinizin yumuşaklığı bile bizi mest etmeye yetti.


          

 Tayland tüm uzak doğu ülkelerinde olduğu gibi deniz ürünü sevenler için tam bir cennet ama kullandıkları baharatlar farklı ve fazla olduğu için bence onları yemek gerçekten cesaret istiyor :) Öğlen yemeği için deniz ürünü yemediğim için otelimizin yanındaki Mc Donald's a gittik. Ülkelere göre tatları değiştirdiklerini biliyordum ama bu kadar farklı olduğunu anlatsalar inanmazdım sanırım.. İçecekler inanılmaz şekerliydi, Türk kahvesini çok şekerli içen biri olmama rağmen içmeyi başaramadık.. Yağdan dolayı patates kızartmalarını bıraktık, sadece zorla hamburgerimizi yedik.. Asıl ilginç olan ortalarda gezen böceklere kimsenin tepki vermemesiydi…



      
     Yemeğimizin üstüne merak ettiğimiz Thai masajını yaptırmaya karar verdik.. Yol üstünde bir masaj salonu seçtik ve girdik.. Masaj o kadar ucuzdu ki tüm günümüzü orada geçirebilirdik. Yaklaşık 20 TL'ye masajımızı yaptırdık ama o kadar rahatladık ki otele gidecek gücümüz yoktu :) Phuket’te çok fazla masaj salonu var. Fiyatları da bu yüzden çok çeşitlilik gösteriyor. 20 TL’ye de masaj yaptırabilirsiniz 200 TL’ye de… Masajdan sonra biraz dolaşıp kimono aldık.. Alışveriş yapmadan dönmem düşünülemezdi tabi ki :) Bize ilk söylenen fiyat 1200 Bahttı (96 TL) ama 400 Bahta (32 TL) satın almayı başardık :) Phuket çok yerel kalmış bir ada o yüzden alışveriş konusunda başarılı diyemem. Alabildiğimiz tek şey kimonoydu :) Akşam yemeğimizi de yedikten sonra yine Bangla Road'da bir şeyler içip barları dolaştık…


           Üçüncü gün geliş amacımızı ve hayallerimizi gerçekleştirelim ve fil safarisine gidelim dedik.. Sabah erkenden internetten rezervasyonumuzu yaptırdık. En iyi safari şirketi olan Siam Safari'de yerimiz hazırdı :) 25 dakikalık ve 45 dakikalık turlar vardı, oraya kadar gitmişken tadını çıkarmak için 45 dakikalık tur aldık.. 45 dakikalık tur iki kişi için 3380 Baht (270 TL) Yarım saat öncesinde şirketin aracı gelip otelimizden aldı ve safarinin yapılacağı yere götürdü. Önce fillerin gösterilerini izledik, küçük fillerle oyun oynadık, nasıl eğitildiklerini dinledik.


Son gösteri “Haçu” isimli filin resim yapmasıydı. Normalde bu resimleri 100 Bahta satıyorlar (yaklaşık 8,5 TL) ama bizim balayı çifti olduğumuzu duyunca hemen hediye ettiler. Evimin en güzel köşesine koydum resmi :) Gösteriler sonrasında fillere binmek için yapılmış özel platformlara götürdüler ve ikişer kişilik gruplara ayrıldık. Platformlar rahat biniş için yüksek yapılmış, aynı zamanda filleri sevip fotoğraf çektirebilmemiz için de daha alçak bir bölümden yapılmıştı. Sırayla gelen fillere binmeye başladık. 


Heyecandan ölebilirdim sanki en sevdiğim hayvanı sevip onunla vakit geçirme şansına sahiptim. İkinci sırada hemen bindik file. Demir çubuklar arasında küçük bir koltuk filin sırtına ve arkadan da kuyruğuna bağlıydı. Başta filin büyüklüğü ve oturduğumuz koltuğun tek güvenlik önleminin önündeki demir çubuk olması bizi biraz korkutsa da hemen alıştık. Kocaman bir ormanda fille geziyorduk :) Neler yapıyoruz demekten kendimizi alamamıştık. Binmeden fil bakıcılarından biri bizi yüksek sesten kaçınmamız konusunda uyardığı için kendi aramızda sessiz konuşurken aslında ormanda çekmeyen telefonumun bir anda çalmasıyla büyük panik yaşadık :) Ama tabi ki korktuğumuz gibi olmadı ve filimiz çok umursamadı. Biraz rahatladık, tam da o sırada hafif yağmur çiselemeye başladı. Fil bakıcısının filin kafasında nasıl o kadar rahat oturduğuna hala şaşırırken bir anda arkasına dönüp bize koltuğumuzun altından şemsiye çıkardı. 


Hayatımda gördüğüm en güzel ormanlardan biri yağmurun da etkisiyle mis gibi kokmaya başladı. Yağmur çok kısa sürdü ama bizim turumuz bitmek bilmedi :) Tur sırasında birkaç yerde ormanın içinden adamlar çıkıp fotoğraflarınızı çekiyorlar. Fil üstündeki bu fotoğrafları 400 Bahta (32 TL) alabilirsiniz.



Turun sonlarına doğru kocaman tatlı filimiz uçurumun kenarında bir dal kestirdi gözüne (sanki ormanda başka yokmuş gibi) bir anda hortumuyla asıldı dala ama dal inatçı çıktı, hafif hafif uçuruma kaymaya başladık. Fil yüksek sesten korktuğu için sesimizi de çıkaramıyorduk, biz ne kadar korktuysak fil bakıcısı da o kadar rahattı :) kısa bir süre sonra dalı almayı başardı :) Bir yerden sonra yol ikiye ayrıldı. 25 dakikalık tur alanlar bir taraftan 45 dakikalık tur alanlar diğer taraftan gidiyormuş. 25 dakikalıklar yoldan ayrılınca bir tek biz kaldık, ilk kez file binecek olmanın heyecanıyla 45 dakikalık turu sadece biz almışız :) Fil safarimiz bittikten sonra biraz daha yavru filleri seyrettik ve bizi otelden alan aracımızla otelimize geri döndük. Tabi ki günü masajsız geçirmemek için yine Thai masajı yaptırmaya gittik. 1 saatlik tarifsiz keyif sonrasında biraz dinlenip akşamımızı da değerlendirmek için Phuket’in en meşhur aktivitelerinden biri olan “Phuket Fanta Sea”’ye gidelim dedik. Çok büyük bir alan üzerine kurulmuş fil konseptli bir harikalar diyarı :) Haritayla gezilebilen bir alanda oyuncakçılardan restoranlara, fillerle fotoğraf çektirebileceğiniz mekanlardan şovlara kadar her şeyi bulabilirsiniz. Biletler Aralık 2015 itibariyle (transfer hariç) 2200 Baht. Tüm detayları burada bulabilirsiniz.


Ancak benim tavsiyem bir tur şirketinden yaklaşık bu fiyata transfer dahil olarak bilet almanız. Biz kişi başı 2000 Baht’a hem transfer hem “gold seat” almıştık. Erkenden gidip şov öncesinde keyifli vakit geçirebilirsiniz. Şov başlamadan yarım saat öncesinde bebek kaplan ve fillerle fotoğraf çektirebilirsiniz. Ancak kalabalık olacağını düşünerek fotoğraf için kapılar açılır açılmaz gitmenizi öneririm. Biraz dolaştıktan sonra kendimize yemek için “Fort Kanom Thai 2”yi seçtik. İki kişi nugget menüye 320 Baht ödedik :) Yemek sonrasında hemen bebek fillerle fotoğraf çektirmek için fillerin olduğu alana gittik. Sona kaldık diye üzülürken bizden başka kimse gelmeyecek diye fillerle uzun uzun oynamamıza, beslememize ve bir sürü fotoğraf çektirmemize izin verdiler. 


Derileri inanılmaz kalın ve hortumları da bir o kadar ağırdı. Çok zor taşıdım :) Filleri çok sevmemize rağmen beraber keyifli vakit geçirmemize rağmen aklımızın bir köşesinde hep acaba fillere eziyet edip mi eğitiyorlar sorusu vardı. Bir yandan fillerle yakın olmaya sevinirken bir yandan da onlar için üzüldük. Beraber geçirdiğimiz vakit sonrasında fillerin hortumlarıyla bizden para istemesi günün sürprizi oldu :) Şov saati gelince üzülerek de olsa filleri bırakmak zorunda kaldık… Şov için içeri girmeden önce bütün kamera, cep telefonu ve fotoğraf makinelerini mecburen emanet dolaplara bıraktık. İçeri girdiğimizde inanılmaz büyük bir bir sahne karşıladı bizi. Nasıl bir gösteri bizi bekliyordu bilmiyorduk ama kalabalığı ve sahneyi görünce beklentimiz yükseldi :) şov başladı ve başrolde fillerin olduğu, birçok hayvanın da olduğu geleneksel hikayelerin anlatıldığı gösteri bizi çok etkiledi. Organizasyon biraz turistik olsa da yine de geleneksel bir şeyleri yaşamak tatilimizin güzel anlarından biri olarak yerini aldı. Şov çıkışı otelimize geldik ve saat geç olduğu için dinlenmeyi tercih ettik.


       Dördüncü gün biraz dinlenmek için otelde vakit geçirmeyi tercih ettik. Hayatımda aşık olduğum havuz Marmaris Verano Hotel’in havuzuydu ama bu otelin havuzu sanırım onu geçecek gibiydi :) 


Kahvaltı sonrasında hemen havuz başında kendimize güzel bir şezlong seçtik. Biz sezonda gitmediğimiz için yağmur ihtimali olduğunu biliyorduk ama beklediğimiz yağmur hep gördüklerimiz gibi olacağı yönündeydi. Güneşlenirken bir anda inanılmaz yağmur yağmaya başlıyor. Kaçmanıza bile fırsat vermiyor tabi üzerimizde bikini olduğu için sorun olmadı ama :) 30 saniye sonra yağmur durdu ve güneş inanılmaz bir şekilde yakmaya başladı… şaşkınlığımızı bile atamadan kurumuş hatta yanmıştık. Hemen attık kendimizi mükemmel havuza… Buradan o kadar yol gidilip havuza girilir mi demeyin! Mükemmel yumuşaklıkta bir su, harika bir manzarası vardı. Öğlene kadar havuzda vakit geçirdikten sonra öğlen yemeği için dolaşmaya başladık. Kararımız tabi ki Mc Donald’s olmuştu :) Öğlen yemeği sonra attık kendimizi yine Andaman Denizi’ne… Yine mükemmel bir sıcaklık, incecik bembeyaz kumlar ve yumuşacık bir su… Deniz biraz dalgalı olsa da yüzdük, dalgalarla oynadık, videolar çektik… 


İlk gün bu aktiviteler için Bangla Road’dan su geçirmez telefon kılıfı almıştık (200 Baht, 16 TL) ve o da sonraki günlerde en eğlenceli oyuncağımız oldu :) Deniz keyfi sonrasında eğlence için Bangla Road’a gittik. Bangla’ya giderken yine boş geçmedik ve attık kendimizi bir masaj salonuna :) 1 saat jöle gibi çıktık, barlar arasında dolaşırken en eğlenceli olanına “The Lipstar”a gittik. Yine kızların danslarıyla meşhur mekanlardan biri… Sırayla sizin önünüze gelip dans ediyorlar, aralarında gerçekten çok güzel kızlar vardı :) Biralarımızı da (bir bira yaklaşık 100 Baht) içtikten sonra mekandan çıkıyoruz. Tam mekandan çıkarken biri çarpıyor gözümüze.. Tahminimizce 30lu yaşlarında olan ve turist olduğunu düşündüğümüz bu kişi masasında bikinili 4 kız ve masanın üstündeki direkte dans eden bir kızla Jenga oynuyordu :) Phuket’e nasıl bir doymuşluksa artık :):):)


       Beşinci günümüze mükemmel bir havayla uyandık, erkenden kalkıp sahile gittik. Önceki günlerden parasailing için konuşup pazarlık yapmıştık :) biraz yüzdükten sonra parasailing için hazırlanmaya gittik. Bizi hazırladılar ve sırayla önce ben sonra Serhat müthiş manzaranın tadını çıkardık. Daha önce Nice’te de parasailing yapmıştım ama bu sanırım dünyanın en güzel manzarasında olanı :) 

Manzaranın tadını çıkarıp, hafızamıza kazıdık. Ama asıl hafızamıza kazanan parasailinge binerken arkamızdan bir adamın hiçbir güvenlik önlemi olmadan paraşüte yön vermek için iplerin üstüne oturmasıydı :) Parasailing sonrasında hemen hazırlanıp, gitmeden önce ayarladığımız fotoğraf çekimi için Noi ile buluştuk.

Siz de özel bir sebeple gidiyorsanız aşağıdaki linkte detayları bulunan Noi ile iletişime geçip kendinize güzel bir hediye verebilirsiniz. İnternet adresi için tık tık :)


Biz 3 saatlik gün batımını da kapsayan bir paket almıştık. Biz daha amatör bir şey beklerken 3 harika fotoğrafçı geldi. Gerçekten hayatımız boyunca bakmaya doyamayacağımız fotoğraflarımız oldu :) Evimizin her yerini de bu fotoğraflarla süsledik… Fotoğraf çekimi gerçekten zordu. Arabayla birkaç yere gidip farklı farklı onlarca fotoğraf çektirdik. Ertesi gün de teslim ettiler. Hatta Noi o kadar harikaydı ki bize sonra maille 10 tane daha fotoğraf gönderdi :)


Fotoğraf çekimi bizi o kadar yormuştu ki hemen otele gidip uyumak istiyorduk :) Otele ulaştıktan sonra vaktimiz zaten az çıkalım dolaşalım dedik. Çıktık ve sokak sokak dolaşmaya başladık. Bir sokakta değişik anahtarlıklar yapan bir teyze bulduk. Ahşap malzemelerle isterseniz anahtarlık isterseniz magnet yapıyor. Bayıldık ve hem kendimize hem de arkadaşlarımıza anahtarlıklar ve magnetler aldık. Tanesi yanlış hatırlamıyorsam 90 Bahttı. Biraz daha dolaştıktan sonra YİNE! Mc Donald’sta yemek yedik ve daha fazla dayanamayıp dinlenmek için odamıza döndük.


       Son gün ve altıncı günümüzde sabah uyanıp kapımızı açmak için kalktığımda odada tam da kapının önünde şeffaf minicik bir kurbağa beni karşıladı :) Ne olduğunu bile anlamadan yatağın üstüne zıplayıvermişim. Aslında çok şirindi ama ilk şokla korktum. Tabi bu korkuda Phuket’te günlerce gördüğüm 1 karış büyüklüğündeki sümüklü böceklerin, yedikleri garip solucan ve hamam böceklerinin etkisi büyük :) Kahvaltı sonrasında biraz yüzdükten sonra son günü değerlendirmek için yürüyerek dolaşmaya başladık. Sokak sokak dolaştıktan sonra kendimizi sanırım Phuket’in tek alışveriş merkezinde bulduk. Belki değişik ve yerel bir şeyler alırız umuduyla “Jungceylon”a girdik. 


Adresi: Rat-u-thit 200 Pee Road,Tabol Patong, Amphur Kratu. Yurtdışında genellikle kıyafet, ayakkabı vs. almadığım için değişik şeyler aradım ve Phuket’ten alınabilecek en tatlı iki tane fil şeklinde mumu (tanesi 100 Baht) aldım :) Şu anda ortasında bulunan minicik kalpleri ve mis gibi Hindistan cevizi kokusuyla banyomda duruyorlar :) Jungceylon’u da turladıktan sonra doğruca “Big Buddha” heykeline gittik. 45 metre olduğu için zaten şehrin birçok yerinden de görülebiliyor ancak kesinlikle gidilip görülmeli. Hem Phuket’in en yüksek noktası hem de adayı 360° izleme şansını bulabiliyorsunuz. Manzara muhteşem… Big Buddha’dan doğruca Bangla Road’a gittik.


Son gün hediyesi olarak kendimize yağlı masaj ısmarladık. Gerçekten ne Serhat ne de ben masaj salonundan çıkıp otelimize gidemedik :) zor da olsa otelimize dönüp havuz ve deniz keyfi yaptık son kez… Sonrasında odaya dönüp valizlerimizi büyük bir üzüntüyle topladık. Toplanma sonrasında hemen kendimizi dışarı attık. “Hard Rock” bulduk kendimize.. Adresi: 48/1 Ruamjai Road, Patong, Kathu, Phuket 83150. Giderken yürüyerek gidip pazarları da dolaştık. Hard Rock Cafe’ye gittiğimizde biralarımızı söyledik. (bira yaklaşık 200 Baht) Biz biralarımızı içmeye başladığımızda 3 kişilik genç bir grup sahneye çıktı. İngilizce olduğunu düşündüğümüz bir repertuarları vardı :) Tayland’da olduğum süre içerisinde gerçekten İngilizce bilip bilmediğimi sorguladım çünkü konuştukları şeyler gerçekten anlaşılmıyordu :) Biraz müzik dinledikten sonra Tuk Tuk denilen küçük yerel taksilerle otelimize döndük. 


Tuk tuk’a 100 Baht vermemize rağmen önümüzde eğilip teşekkür etmesi bizi gerçekten çok etkiledi. Bizde olsa kısa mesafeye gitmem derler :) Phuket’te ne aldığınızın ya da ne kadar ödediğinizin önemi olmadan mutlaka mutlaka size saygı gösterip teşekkür edip, selam verip eğiliyorlar. Bu farklı ve gerçekten değerli kültürü yaşayabildiğim için çok şanslı hissediyorum kendimi…  Uçağımız erken olduğu için otelimize dönüp upuzun yolculuk öncesinde dinlendik.       

Yedinci günümüz, tamamen yolda geçecekti :) sabah erkenden kalkıp otelin transfer aracıyla havaalanının yolunu tuttuk. 1 saatlik ara uçuşla Bangkok’a gittik. Bangkok havaalanında dünyanın en tatlı oyuncak filini buldum ve hemen aldım (500 Baht) :) Bugüne kadar gördüğüm gerçek bir file en çok benzeyen oyuncaktı… Adını da Phuket’ten alınması sebebiyle “Pukiş” koydum :)  
       


Güzel anılarla Bangkok’tan bizi İstanbul’a getirecek uçağımıza bindik. THY’nin küçücük uçağıyla şok olduk. Yaklaşık 9 saatlik yolu küçücük uçakta nasıl geldik hiç bilmiyoruz :) Seyahatimizin en kötü kısmı dönüştü ama mükemmel günler yaşadığımız Phuket’e bir gün tekrar geleceğimizi umuyorum :)


Yorumlar

en güzel anlardan...

en güzel anlardan...